Ülkemizde yaşananları zihnim, şaşkınlıkla izliyor. Üzülerek bir yere varılamadığını gördüğümden, endişeye kapılıp ne olacağını sorgulayarak, nedenler arayarak, soruların hiçbirine cevap bulunamayacağını anladığımdan beri şaşkınım.

Bir tiyatro sahnesinde yazılan bir oyunu oynayan insancıklar var her yerde… Ve bu insancıklar “ruhun gıdası müziği” susturun diyor. Şaşkınlığın ikinci perdesi açılıyor ve sahne insanı tanımayanların. Dileğim sahnedekilerin bir anlığına seyirci koltuğunda geçip, olanları izlemeleri…

Müzik ülkemin aynasıdır. Dört mevsimi yaşayan, farklı etnik kimlikleri aynı topraklar barındıran, geniş bir coğrafyaya sahip ülkemde müziği susturmak, hayatı yok etmek, yansıyan bu aynayı kırmak demektir.

Nasıl susturursun müziği, nasıl dur yaşam burda bitti dersin? Aşık Veysel, Neşet Ertaş, Münir Nurettin Selçuk, Sadettin Kaynak, Esin Engin, Erol Büyükburç isimlerini yazmakla bitiremeyeceğim ruhun gıdasıyla beslenerek kuşaklara ışık olan, ozana, şaire, müzisyene nasıl sus denir!

Dur ! Gelecek kuşağın sesi olma, konuşma, sorma, söyleme, bilme…

Nasıl dersin, geleceğe dur! Ve siz kimsiniz ?

Genel

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir