Çok yoğun bir gündü. Oradan oraya yetişmenin huzurlu telaşını yaşarken Mecidiyeköy trafiği beni benden etti. Dönüş yolları tadillatta. Otobüsler, taksiler arabalar sıra sıra, olmayan yolda yol arar dururken, ben ters yönde taksi arıyor, seminere yetişmeye çalışıyordum. Neyse ki, ileride duran taksiye yetiştim. Nihayet bir saatlik yürüyüşün ve bekleyişin ardından taksi bulmuştum.

Taksi şöförü genç 20-25 yaşlarında bir delikanlı, aracın için radyodan yüksek sesle türküler dinlerken kapıyı açtım, “ mesafe kısa ama Harbiye’ye gitmem gerekiyor gelebilir miyim?” dedim.“Tabii abla ne demek “ dedi ve araca bindim. “Aracı teslim saati geldiği için müşteri almıyor taksi şöförleri dedi. Genelde bu saat değişim olur, onun için taksi şöförleri durmaz.” Aldığım bu bilgiler beni memnun etti yoksa olayı kişisel algılayacaktım. “Aa ben niye taksiye binemiyorum. Yoksa ben yok muyum? Nerdeyim boş taksiler niye durmaz? sorularıma cevap geliverdi.

Yüksek sesle dinlediği radyoyu kısan delikanlıya “kürtçe mi bu türkü?” “evet” dedi “nerelisin?” diye sordum.

Mardinli olduğunu söyledi. Bizim oraların türküleri dedi sevinçle türküyü bilmemin mutluluğu yüzünde.

“Sen nerelisin abla” dedi. ” Trabzonluyum, Karadenizliyim” . “O siz el üstündesiniz. Bu ülkede Karadenizlilere iltimas geçiliyor dedi.”

Etkin kimliklerin ayrıştırıldığı bu sürece bir dur demek lazım. Kim ne olduğunu unutmuş. Etnik kimliklerin değerleri, asıl değerlerin nasıl üzerine geçer, bu kimlikler varolduğun şahsiyetine sadece güzel bir renk katar, seni ondan bundan ayrıştırmaz. Dayanamadım bu ayrılıkçı düşünceye cevap verdim. “Sence bu taksinin içinde ikimizin yaptığı şey ne dedim. Nefes almak aynı havayı solumak. Peki nefes almazsak ne olur? ikimizde ölürüz. Yani ikimizde insanız ve nefes alıyoruz sence bu bizi farklı yapar mı? Yapmaz. İnsan insandır nefes aldığı sürece sen Kürt, ben Laz farklı şekilde nefes almıyoruz. İkimizde aynıyız. Etnik kimliklerimiz beni değerli, seni değersiz yapmaz. Hepimiz insanız bunun farkında olarak yaşamak ve nefes almak.”

“Evet abla ikimizde insanız.” dedi. Ve sohbet uzadı politika, siyaset o bu, bu derken.

Yaşadığı memlekette insan olduğunu unutan bir vatandaş “insan olduğunu” hatırladı. Bu konuyu atlamış ilgili, yetkililerin bilgilerine sunarım. Bu sınırlar içinde yaşayan herkes için “Ne mutlu Türküm diyene”.. MK Atatürk.

Genel

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir